Düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Aralık 2008
ALÇAK DÜŞÜNCELİ AHMAK MÜNAFIKLAR
Blogu,esasında,bir arkadaşımızın bloguna ara verdiğini duyurması ve yapılan yorumlar üzerine ben de düşüncelerimi aktarmak için açmıştım.
Ama bunu yapma niyetini taşırken,bir yandan da,32.Gün programını izliyordum.
Öncelikle,blog ya da yazma işine,"birakma ya da bırakmama" şeklinde bakmamak gerekir diye düşünüyorum.
Yazma isteği,arzusu ve ihtiyacı varoldukça kişi yazar;yazmalıdır da.
Neyse,daha ziyade 32.Gün Programına kafam takıldı.Aslında,çoktandr bu tarz programlara itibar etmez oldum.
Ama sözün bir yerinde,Mine Kırıkkanat isimli zavallı kişilikle partneri olan,ama adını öğrenemediğim diğer bir zavallı kişilik Türkçe ibadetten filan bahsettiler.Lafın tam da bu kısmında Prof.Mümtaz'er Türköne lafı yapıştırdı:"Türkçe olsa namaz kılacak mıydın?"
Adamcağız da kadıncık da geveleyip durdular.
Maksatları namaz ya da bir başka bir şey değil çünkü.
Sözün bir yerinde de yine Mümtaz'er Hoca Mine denilen zavallının laflarından sonra,olaya tamamen ideolojik bakması dolayısıyla "tamam oyumu sana vereceğim" diye bozdu.
Velhasıl,ne enteresan memleket burası.
Kardeşim,dinsizsen apaçık dinsizim de ve açıklamalarına ona göre bakalım.
Hem müslüman görüntüsü verip de sonra da mukaddes değerlerden ve Kuran'dan,haşa "bilinmeyen doktrin" falan gibi ahmakça laflar etmeyeceksin.
Bu senin münafık olduğun anlamına gelir.
Bu sözlerim Mine Kırıkkanat isimli alçak düşünceli kadınla yanındaki şakşakçı erkek partnerine.
31 Ağustos 2006
DÜŞÜNCELER...
Petrol, 19. asır yerine (mesela) 6. yüzyılda bulunsaydı dünya siyaset tarihi ya da genel anlamda tarihi süreç farklı olur muydu?
08 Şubat 2006
MEDENİYETLERİN ÇATIŞMASI NE DEMEK ?
Dünyaya ve daha genel anlamda kainata iki vecihle bakabiliriz . Allah ' ın ; bir yaratıcının varlığını kabul ederek . İkincisi ise herşeyin başıboş , kendiliğinden , tesadüfen ve anlamsızca cereyan ettiğini vehmederek .
Biz , muhakkak ki birinci zaviyeden bakacağız ve bunun isbatı çok kolaydır!
Bu manada , dünyada cereyan eden hadiselere baktığımızda , değerlendirme yapmak daha da kolaylaşmaktadır . Şüphesiz her şey insanoğlundan sadır olmakta ve tabii olarak da bazı hadiseler nefse , şeytana ve nihayetinde küfre dayanmakta iken , bazı olaylarda da dayanak noktası manevi hakikatlar , doğrular ve de İlahi bakış açıları olmaktadır !
Adem ( AS ) ' ın iki oğlundan Kabil ' in Habil ' i öldürmesi hadisesi nasılki insanlık tarihinde iyilik ile kötülük arasındaki çarpışmanın ilk remzidir . Aynen onun gibi şu anda ve kıyamete kadar devam edecek her türlü hadiselerde bu çatışma geçerliliğini koruyacaktır . Öyle olmasa , bu dünya hayatının bir imtihan meydanı olması hakikatının manası kalmazdı ve Adem ( AS ) ' ın Cennet ' ten çıkarılmasının hikmeti olmazdı .
Bütün olayları bir yana bırakıp , şu an yürütülmekte olan ve neredeyse tüm İslam Alemi ' ni tesiri altına almış bulunan Peygamber Efendimiz ' in ( ASM ) " karikatürleri " nin resmedilmiş olmasının temelinde bir takım dinamikler yatmaktadır ki bunların bir kısmına değinen yazarlar olmuştur .
Ahirzamanda İslam Ümmeti nasıl ki Mehdi ' nin geleceğine ve müslümanların sefil görünümlerinden ve mazlumiyetlerinden kurtarılacağına inanıyorsa , aynı şekilde Hristiyanlık ' ta da Mesih ' in dünyaya inip kendileri için kurtarıcı olacağına dair inanç olduğu gibi , aynı konuda Yahudiler de dünyanın son zamanlarında kendilerinin efendiler olarak dünyaya hükmedip nizamat sağlayacaklarına inanmaktadırlar . Zaten Arz-ı Mev'ud ( Vadedilmiş Topraklar) kavramı da bu inancın temelini teşkil etmektedir ve ulaşılmak istenen asıl hedeflerden en mühimmi de budur .
Şimdi ABD yönetiminde , son zamanlarda etkileri kaybolmuş gibi görünse de hala varlıklarını en temelde devam ettiren Evangalist Hristiyanlar ile fanatik Yahudiler ' in oluşturduğu mel'un bir çekirdek kadro çift taraflı çalışmalar içerisindedirler ! Bu planlı çalışmaların birer aracı olarak , adeta gergef gibi dünya siyaseti işlenmeye çalışılmaktadır . 1990 ' lı yıllarda ortaya atılan Medeniyetler Çatışması fikri bunun bir işareti idi. Nitekim 2001 yılındaki 11 Eylül hadisesi ile şimdi İran ' a saldırı için hazırlıklar yapılması da bu politikaların birer aracından başka bir şey değildir . Bunu yürütenler esasında Allah ' a olan inançlarını da başkalaştırmışlardır ! Esasında kendilerinde mevhum birer ( haşa ) ilah gücü hissedecek derecede lanetli bir firavniyet içerisine girmişlerdir . Dünyada var olan İlluminati örgütü bu vehmi ( ve de deccal ) gücün en son örgütlenmiş biçimidir .
28 Ocak 2006
ZAMAN HIZLA AKIP GİDERKEN...
Zaman ne çabuk geçiyor.Daha dün gibi düşündüğüm üniversite hayatıma ait dönemim 14 yıl öncesinde kalmış.Henüz saçlarıma ak düşmedi ama,demek yaşlanmaya doğru bir gidiş başlamış."Yaş 35,ömrün yarısı" demiş ya şair, o yaşlarda bulunmanın hüznü mü desem yoksa ilk gençlik yıllarının insana verdiği o bitmez tükenmez enerjinin nasıl yok olup tükenmeye doğru gittiğini görmek mi desem insanın içini tuhaf duygular kaplıyor doğrusu.Gerçi yukarıdaki "veciz" sözü söyleyen şairimiz de çok yaşamamış o sözü söyledikten sonra!
Şunu demek istiyorum ki , ömür ebedi değil ve herkesi bekleyen esas hayat "diğer" tarafta.Yani ebedi ahiret alemi.Eğer o inanç olmasaydı insanda,nasıl mutlu olabilirdi anlamak mümkün değil!22 Ocak 2006
ÖLÜMDEN KİMSE KAÇAMAYACAK!
Bazen düşünüyorum da acaba yaşadığımız bu hayatın sınırı nedir ve nerede sona erecektir? Ya da acaba sona erecek midir?Sona ermese ölüm olur muydu peki? Herkes ölüyor! Ölüm bir gerçek; kimselerin aklından geçirmediği ve en yakınına bile isabet ettiğinde asla kendisine geleceğini aklından geçirmek bile istemediği en "dehşetli" hakikat! Acaba dehşetli mi?
Ve...
Ölüm bir son mu? Bir sınır mı? Bir tükeniş mi? Bir bitiş mi?
Ölümden sonra bir hayat olduğuna tüm kalbimle ve aklımla inandığım için esasen benim bu konuda bir sıkıntım yok. Asıl sıkıntı, bize verilen bu güzelim hayat armağanını acaba ne şekilde kullanıyoruz? Bu yönüyle düşündüğümüzde hayatı yaşamak sanattır! Bir sanat icra eder gibi hayatı en güzel manada yaşayabilmek lazım.Bu ruhumuzdaki güç ile olabilecek bir şey. Yaşıyor muyuz peki? Hiç sanmıyorum. İnsan aldığı en basit bir eşyayı bile son derece titizlikle korumaya çalışırken, neden hayat gibi en değerli bir hediyeyi gerektiği gibi korumaz ki? Hediye eden sonsuz güç ve kudret sahibi Allah'a karşı sözleşmelerinin maddelerini yerine getirmez ki?...
İşte asıl mesele de bu değil midir?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
