Tefekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tefekkür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2008

HER ANDA ALLAH'A BAĞLANMAK

Yeni bir zaman dilimi başladı benim için.
Ekim ayı ile birlikte.
Ve her yeni zaman diliminde olduğu gibi,yine kendi kendime düşündüm:
Artık daha güzel yaşamalıyım.
Daha kaliteli...
Daha seviyeli...
Allah ve ahiret dışında beni bağlayan hiç bir şey olmamalı.
Öyle düşündüm.Karar aldım.
Bu çerçeve içerisinde yaklaşıyorum her zaman.
İnsanoğlu gafletle arızalı.Esasında aldığımız her nefeste Allah'a sonsuz hamdetmemiz lazım bizi tekrar diriltiyor ve yaratıyor diye.
Ve yine,verdiğimiz her nefeste Allah'a dayanmamız gerekiyor;ölüme açılan kapıdan girdirip bizi hayata tekrar bağlasın diye.
Anlar önemlidir.
Anları bize bahşeden Rabbımız'a ne derece layık olabildiğimizin muhasebesini "her an" tefekkür edip tedbir almamız gerekmiyor mu?
Müzik dinlerim o "an"ların bazılarında.
Kainatı seyrederim bazı "an"larda.
Yeryüzünde gezinirim o "an"larda.
İnsanları dinlerim o "an"larda.
Hemcinslerimle konuşurum o "an"larda...
Velhasıl o "an"lar benim için tefekkür anlarıdır.
Ömrümün parçalarıdır.Ve bu fani ömrü bana bir nimet ve omuzumda dev bir emanet olarak takdir eden Kudret Sahibi Allah'a her nefes alış verişte daha da bağlandığımı hissediyorum.
...
H.U?!.

17 Eylül 2008

BEDENDE SEYAHAT ETMEK...

İftardan sonraydı.
Balkonda oturuyorduk misafirlerle.
Önümüzden geçen caddeden güçlü bir ses geldi.Bir araç diğerine çarpmıştı.
Ve çok sürmedi;önce trafik aracı,az sonra acı sirenlerle ambulanslar ve nihayet itfaiye arabaları geldi.
Belli ki ciddi yaralanmalar vardı.İnşaallah ölen olmamıştır.
Ölümü tahattur ettik hep beraber.Ve ölümün ne kadar da yakın olduğunu düşündük.
Rabbimize sığındık.
Uçak geçiyordu az yukardan.Işıklarını yakmış,inmeye hazırlanıyordu.
Arkadaşın biri uçaktan ne kadar korktuğundan bahsetti.Mısır'a gitmiş uçakla yakınlarda.Uzun senelerden sonra ilk kez binmiş uçağa.Dönüş yolunda yine korkusu tutmuş;Kıbrıs üzerinden gemiyle gelmiş.
Dedim ki;uçaktan neden korkuyorsun ki?Bizim bedenimiz de bir uçak gibi.
Ha uçağın içinde Allah nefesimizi kesmiş;ha bedenimizde?
Garantisi var mı ki bedenimize adeta binmiş dünya üstünde seyeran ederken nefesimizin aniden kesilmemesinin?
Beden de bir uçak gibi.
Ya da az önce caddede birbirine vuran arabalar gibi.
Görüntüler bizi aldatmamalı.Ve hayatı,her an nefes alıp verdikçe bize yeniden bahşeden Sonsuz Kudret Sahibi'ne;Yaratanımız'a şükürler etmeliyiz.
Bizi,dünya gezegeni üzerinde,kendisine mahsus kanunlar dairesinde,kimi zaman uçaklarda,kimi zaman yerlerde, ama ölene kadar da bedenimizde gezdiren Rabbimiz'in binbir esmasına layık olmaya çalışmalıyız.
Tefekkür etmeliyiz.
Marifetullah ve muhabbetullah yolcuları olmalıyız.
...
H.U.?!

07 Şubat 2006

EBEDİ YOLUN YOLCULARI ; UYANIN !

Ebedi yolun yolcuları !
Hazırlanalım !... Ve hiç unutmadan bu kısa dünya hayatını , en güzel , en münbit , en manidar , en hikmetli , en idealist ve sadece Allah yolunda yaşamayı kendimize en mühim vazife addedelim ! Ölüm , bilelim ki , hiç umulmadık zamanlarda da gelebilir ! Hiç kimsenin garantisi yoktur ölüm zamanının uzak olduğuna dair ! Dünyada tecelli etmesi gereken büyük mana , bu alemden gittiği an ; işte o büyük zamanda kainatın da ölümü gerçekleşecektir ! Son zamanlarda Peygamberimiz Hz. Muhammed ( ASM ) ile alakalı yayınlar ve bunların İslam Alemi ' nde meydana getirdiği tepkiler o büyük mananın ne derece hırsla ve özlemle dünya yüzünden koparılmaya çalışıldığının göstergesi değil midir zaten ? Ki kainat Hz.Muhammed ( SAV ) ' in nurundan yaratılmıştır ! O nur , aynı zamanda kainat düzeninin bir çekirdeği ve ruhu hükmünde olduğuna göre , bu son edepsizlikler , aslında bir nevi kıyameti zorlama girişimleridir ! Bunlar tabii bilinçli olaylar değildir bu manada ama , sonuçta kader-i İlahi ' nin tayini ve takdiri kesindir ve insanların yaptıkları sadece vesileden ibarettir ! Hristiyan Evangalist mezhebinden olanlar ile , fanatik Yahudiler şu anda işbirliği halinde "Armageddon-Ahirzaman Savaşları ; Kıyamet Savaşları " için zorlama politikalar güdüyorlar . Bu bir komplo gibi gelebilir ama ben öyle olmadığına inanıyorum . Nedenine gelince... ( devamı bir sonraki yazıda inşaallah... )

06 Şubat 2006

NEREDE BÜYÜK TEPKİ ?

Peygamberin sözkonusu olduğu yerde hiç bir taviz vermeden , acaba şöyle olsa mı daha iyi olur ya da böyle yaparsak mı daha doğru hareket etmiş oluruz tarzındaki yaklaşımlara asla prim vermeden düşünmek ve uygulamak gerekir diye düşünüyorum.Bununla elbette ki , bazı İslam Ülkeleri'ndeki kilise ya da elçiliklerin yakılıp yıkılmasını tasvip etmiş olmuyorum.Ama Kainatın onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığı ve tüm hakikatların menbaına vesile Hz Muhammed Mustafa ( S.A.V. ) Efendimize karşı sergilenen kasıtlı tutum ve sözler karşısında da hiç bir zaman , serinkanlı duramam ve durmamalıyız!Yapılmak istenen 1990'lı yıllarda uygulamaya konulmaya başlanan,Yeni Dünya Düzeni ya da Medeniyetler Çatışması'nın gerçekleştirilmesi yolundaki kıvılcımlar ve denemelerden başka bir şey değildir.Ama böylesine Batı zihniyetine uyacak ve eski Haçlı alışkanlıklarının izini gösteren bir tarzda saldırılarına alet olmayacağımız gibi , sessiz de kalmayacağız! Türkiye Cumguriyeti,sonuçta bir İslam Ülkesi olduğuna göre , bu memleketin İslami bir süreçten çıkıp gelen başbakanı da,herhalde işi sadece masaya ve diplomasiye hapsedip,işin tepkisel ve milletin duygusuna yönelik boyutlarına önem vermemesi düşünülemez.Ama öyle olmadı ve sayın başbakan ne yazık ki,kendisinden beklenen tepkinin çok altında bir düzeyle,işin masada ve diplomasi ile çözülmesi gerektiğini beyan buyurdu bugün.Güzel de,bundan başka hiç bir araç yok mu?Ya da,milyarlarca insan için,kendi canından daha çok sevdiği,ümmeti olmakla şereflendiği,son Peygamber Hz.Muhammed'e gösterilen hakaretler için,bunun ötesinde yapılabilecek hiç bir şey yok mu?Nerede kaldı bu aziz milletin o büyük Peygamber sevgisi.O muazzam sevgiyi,sizin ne kadar zaman süreceği belirsiz masa ve diplomasi taktiklerine mi emanet edeceğiz?Asla!O sevgi taşacak,bir coşkun nehir misali tüm kitleleri, adabıyla ve o Peygambere ümmet olmanın şerefiyle ayaklandıracaktır!Bizde beklerdik ki,Akparti gibi İslam konusunda duyarlı bir parti de bu konuda daha duyarlı ve etkin tepkiler kullansın!Ama nerde?Heyhat!...

26 Ocak 2006

ÖNCE KURAN OKUYALIM!

İnsanlığın manasında bir hicran var...Güzelliklerden hicran...Ulvi manalardan hicran...Yaratan Kudret'den hicran...Biz ne zaman düştük bu büyük,müdhiş ayrılığa...Ve neden düştük? Kimse soruyor mu kendi kendine? Hayat,insanın elindeki en büyük,en kuvvetli bir sermaye.Acaba bu sermayeyi,insanlar nerelerde harcıyor?Bunun şuurunda neden değiliz ki? Hayatı bizlere bahşeden Allah herhalde bizden birşeyler istiyor.İstemek kula mahsus,evet.Ama Allah tüm mahlukatın Yaratıcısı olarak şuur sahibi kıldığı bu insanoğlundan bir talebi olsa gerek.Herhalde bu fani dünyaya gelip geçici bir zaman diliminde amiyane tabirle vur patlasın çal oynasın diye gelmedik.İşte tüm bu manaları bizlere Yüce Kitab Kuran-ı Kerim'de anlatmış Rabbimiz.Peki ama biz o kitabı ne derece yeterli okuyoruz ki?Okuyor muyuz,yoksa o kitabı bir mukaddes değer,dokunulması adeta yasak bir mücevher gibi duvarlarımıza mı asıyoruz?Okuduğumuzu hiç sanmıyorum. Önce Kuran okuyalım.Rabbimiz bizlerden ne istiyormuş,direk kaynağından öğrenelim. Haydi bismillah...