02 Şubat 2008

YENİ ZAMANIN DARBESİ;MİTİNG MODALARI!

Türkiye ile İspanya yıllar önce uçak üretimi konusunda anlaşmışlar.
Casa firması var İspanya'nın;şimdi de uçak üretimi yapıyor.Onlarla ortak üretim projesi.Tabii İspanya ABD'ye karşı düşünmüş bunu.
Türkiye nedense vazgeçmiş.İspanya yoluna devam etmiş.Şimdi ürettiği uçakları 30,40 hatta 100 milyon dolarlara satıyormuş dünyaya.
Bunu Madrid'den dün gelen bir arkadaşım anlattı.
Tabii bizim çok daha önemli işlerimiz olduğu için, uçak üretimi neyimize?!..
Önemli olan,"kutsal" rejimi ayakta tutmak."Kazanımları" kaptırmamak.Alın işte; ilk mücadelede kaybettik.Önce 367 golü attık ama,bu millet anlamıyor ki.Gitti "ötekilere" oy verdi.
Ötekiler de birleşmesin mi aralarında?Eyvah ki ne eyvah!% 46,5(Sakın %47 demeyin,Ertuğrul Özkök abi kızar sonra,karışmam)Ak Parti (pardon AKP)almadı mı?%15'e yakın da MHP aldı mı?Ne eder ikisi?% 60 gibi bir rakam.E daha destek veren gruplar da var.%70'i buluyor.Ne olacak bu "halkın iradesi"ne?
Canım bu halk herşeyi bilmez ki!
Şimdi "türbanı" serbest bırakacaklarmış.Başörtüsü örtürmemek için yıllar önce kendileri uydurdu bu garip ismi.Şimdi de bunu serbest yapmak isteyenlere çatıyorlar.Siyasi simgeymiş efendim.
Bu memleket garip vesselam.
Ve biz bu gidişle hiç bir yere varamayız!
Yoksa bize zamanında "aman siz hiç bir yere varamayın; ne o öyle Avrupalara kadar,Afrikalara kadar yayılmak?Sakın haaaa.Alın size iş.Yayılın yayılabildiğiniz kadar" mı dediler?
Hiç sanmıyorum ama düşünsenize,kökü dışarda Lions dernekleri bile başörtüsünün serbest olmasını istemiyorsa bu işlerde bir hainlik vardır!
Yoksa içimizde gizli ergenekonlar mı var?
Hani neredeler?
İpleri kimlerin elinde?
Lionsların mı dediniz?İsmet Paşa gibi cevap vereyim size,müsade edin de:
"Hadi canım sen de"(ya da diğer versiyonu:"de get oradan")
Yav kafam karışıyor.
Zaten biz "öteki"yiz.Ne gerek var düşünmeye?Varsın memleket büyükleri mitingler yapsınlar meydanlarda; tavaflarını etsinler dünya yüzünde.Aman neyimize uçak filan.
Uğur Mumcu'yu kim öldürmüş?Bahriye Üçok nasıl olmuş da eĞitim aldığı halde bombalı paketle öldürülmüş? Hablemitoğlu neden suikaste kurban edilmiş?
Bunları bilmeyecek ne var! Ah şu irticacılar var ya.Onlar yapıyor bu işleri.Kaideleri var bir de şimdi.Bu değişir,habire yeni örgüt kurar bu dinciler var yaa.
Neyse şimdilerde hiç olmazsa mitingle idare ediyorlar.Ya bir de "darbe yapalım mı"deselerdi.ABD Başkanı da Damdaki Kemancı oyununu izlerken bunun haberini alsaydı "bizim çocuklar işi tamamladı" diye.
Mitinge razıyız.
Biz ötekilerin zaten fazla hakkımız yok.Bu demokratik rektörler,yargıçlar filan başımızdayken rahat rahat uyuyabiliriz.
Eh,hadi gidip uyuyalım bari.
Şimdiye kadar bu sayede rahat uyumadık mı zaten?

31 Ocak 2008

ÖLÜM HER AN HER YERDE GELEBİLİR!

ŞU "AKILLLI" İNSANLAR DA OLMASA NE OLURDU HALİMİZ?

Bizim vatandaşlarımız ne kadar dehşet bir kafa yapısına sahipler.
Bir de şu internette haberlere yorum yapanlar var ki sormayın gitsin...
Çok komik durumlara düşüyorlar.Ve kafalarının ne kadar iyi olduğunu gösteriyorlar.
Bir yılan haberinden bile türbana atıf yapma becerisi(bu beceridir belki ama artık nasıl bir beceriyse)gösteren en büyük gazete(o ibare kalktı mı acaba o gazeteden)nin değerli okurları "iyi ki böyle "kafası çalışan; entellektüel" insanların arasında yaşıyorum" dedirtiyor bizlere.
İşte bu "hay aklınla bin yaşa, e mi!" dedirtesi insancıklar!

29 Ocak 2008

OLABİLİR; İNSANLIK HALİ

Yakınlarımdan birisi sürücü belgesi aldı.Yakınlarda yollarda seyreylemeye başlayacak.
Allah kazasız belasız uzun yolculuklar nasib eylesin.
Resimle alakası ne mi?
Hiç bir alakası yok, öylesine işte...
Hayırlı yolculuklar...

19 Ocak 2008

"EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ BİZİMDİR" MANİFESTOSU

Yaşasın!
Artık demokrasi var.Millet kendi kendisini yönetiyor!
"Hakimiyet(egemenlik) kayıtsız şartsız milletindir!Bu yetkiyi (egemenliği) gerektiğinde Erdoğan Amcamız , gerekirse Danıştay kurumumuz, gerekirse tek başına bir ordu olan ve tek düşüncesi, hayatının tek amacı "sevgili milletinin bekası" olan, Cumhuriyet'in kazanımarını vatanın menfur düşmanlarına karşı korumakta ilelebet kararlı olan önemli şahsiyet-i muallalar kullanır.
Ve bu egemenliğin kullanılması noktasında, gerektiğinde kapatılmasında hiç bir sakınca olmayan TBMM ve onun "taşralı" üyelerinin de kendilerine bir çekidüzen vermeleri her daim sağlanmalıdır!
Böyle emrolundu!Pardon düşünüldü.
Zaten ey millet!
Siz düşünmesini de bilmezsiniz!Düşünmeye çalışmayın sakın!
Çünkü "kazanımları" her çeşit düşmana karşı korumak bizim (yani Erdoğan Amcalarınızın-jakoben takımın;-"bak kafamızı bozmayın,gyotin de kullanırız haaaa!...-)asli vazifemizdir!Siz de kim oluyorsunuz ey millet?Biz size yeteriz.Egemenlik kayıtsız şartsız bizimdir,yani milletindir!
Hadi rap rap(pardon; bay bay...)
İmza: Erdoğan Amcalarınız...
Not: Egemenlik hakkını "bu millet" adına Rektör Paşa Hazretleri de kullanabilir!

13 Ocak 2008

YAŞLANIYOR MUYUM?

Eskiden evde oturmayı çok seviyordum.
Kitap okumak,yalnız kalıp düşünmek,yazmak,klasik müzik dinlemek hoşuma giderdi.
Bugün evden dışarı çıkmadım.Biraz da sağlık nedenleri vardı çıkmamamda.
Ama öyle bir sıkıldım ki.
Akşamları film de izlemez oldum uzunca bir süredir.
Diziler ise sarmıyor beni.
Film izlemeye kalktım iki akşam.Eskiden böyle uluorta uyuyakalan yaşlıların ya da kişilerin nasıl olup da uyuyabildiklerine şaşırırdım.
Oysa şimdilerde -iki akşamla sabit oldu-film bitmeden ben de uyuyakalmışım.
Herhalde yaşlanıyorum ben.

09 Ocak 2008

VALLAH HATIRLAMİİREM

Yaşlıca adamın birisi ahir ömründe eşine daima "canım", "bir tanem" vb hitap etmeye başlamış.
Tabii gençliğinde pek bir kazak erkeği olan bu zavallı adamın son demlerde bu değişikliğine arkadaşları çok şaşırmışlar ve bir gün dayanamayıp sormuşlar:
"Arkadaş; maşallah sende bayağı bir değişiklik var.Nedir bu canım,cicimler,yengeye pek bir güzel hitap ediyorsun?"
(Aslında bu kısım şöyle olacaktı:
Ya arkadaş, böyle toplum içnde bu kadar sıcak hitapta bulunma.Ayıp oluyor topluluğa karşı.)
Adam da çaresizlikle:
"Vallah ben de şaşırmışem.Karının adini unutmişam.Hatırlamiirem, ondan böyle sesleniirem.Gerçekten neydi bizim hanımın adı yahuu?"

14 Aralık 2007

KUSURUMA BAKMAYINIZ

Evet,biliyorum çok geciktiğimi.
Gecikmenin ötesinde aslında blogum sanki yetim bırakmışım havası var içimde.
Bilmiyorum ben mi eskisi gibi takip edemediğim için blogları, yoksa bloglarda da mı bir sessizlik oluştuğundan; sanki blog camiası da yetimmiş gibi geliyor bana.
Eskiden aksatmadan takip ettiğim bir çok bloga bakıyorum da, adeta kepenk kapatmak üzere olan müflis, çaresiz tüccarlar gibi.
Blogların ortalama ömrü ne acaba?
En fazlası ne kadar sürüyor?
Kapatanlar başka yerlerde peydah oluyorlar mı?
Mesela ben açık söyleyeyim; bir takım nedenlerden ötürü artık başka isim altında başka bir blogda yazıyorum.Çünkü yazmayı seviyorum.
Zaten bu blogumun da, bir zamanlar 200 lere yaklaşmış günlük tık sayısı şimdilerde sadece 7-8'lerde.
Takip edenim de kalmamış ki.
Ama olsun.
Ben yine de, çok sık olmasa da buraya yazmaya devam etmek arzusundayım.
Gerisi beni takip eden saygıdeğer takipçilerime kalmış.
Herkese selamlarımı sunuyorum ve zaman olmaz belki düşüncesiyle şimdiden KURBAN BAYRAM'ınızı en kalbi hissiyatımla tebrik ediyorum.
Allah'a emanet olunuz.

10 Kasım 2007

ŞEFKAT TOKADI MI YEDİM NEDİR?

Akşam üzeriydi.
Öğrencilik yıllarımın geçtiği Ankara'nın Kızılay'ında biraz dolaşayım dedim kendi kendime.
Mağazaların vitrinlerine bakınırken bir yandan, öte yandan havanın soğuması, yağmur damlalarının hafiften serpiştirmelerini yüzümde hissediyor olmak garip bir hüzün oluşturmuştu ruhumda.
Elimi cebime sokmuştum.
Ayakkabımın altı da kaygandı.
Caddeyi geçip kaldırıma çıkıyordum ki,aniden yere doğru yaklaşırken buldum kendimi.
Ne kadar çabaladıysam da kurtulamadım milletin ortasında yere kapaklanmaktan.
Kapaklanmakla kalsam neyse.
İnanması zor ama "yeri öpmek" ne demek o an öğrendim.
Çünkü resmen dudaklarım kaldırım taşlarıyla buluşmuştu.
Öpmüştüm adeta o ıslak zemini.
Ayağa kalktığımda bir kaç kişi etrafımda "bir şeyin var mı kardeş" diye insani görevlerini yapıyordu.
Oralı görünmedim.
Ama dudaklarım şişmişti.
O ne düşmekti ki öyle?
Düşündüm tabii.
Ve nefsime hakaret ettim söylentiler eşliğinde.
Rabbime de şükrettim.
Beni nefsime bırakmadığı için.
Ve "kimbilir hangi suçlarımdan ötürü" güzel ve manalı bir şefkat tokadı yediğimi tefekkür edip, O'na yöneldim.
Eskisi gibi ziyaretçilerim kalmadığı için,biliyorum; artık "geçmiş olsun" diyenim de olmayacak.
Olsun...
Zaten ben de eskisi gibi yazamıyorum artık.